Ek İş

Ek iş ek yük değildir dediğimizde şaşıracağınızı biliyoruz fakat biz bu yazımızda hayata bakış açımızı biraz daha değiştirmek ve daha pozitif bir enerji aracılığıyla ek iş ile değişik bir iletişim kurulabileceğini vurgulamak istiyoruz. Ek iş yıllardır belki de asırlardır yük olarak algılanmış olsa da onun aslında bizleri refaha götüren ikinci bir seçenek olarak görmek mümkündür.

Çok söylenen ve belki de artık günümüzde çokça duyulan bir söz vardır. İşinizi severseniz çalışmak zorunda kalmazsınız diye. Aslında uygulamalı olarak düşündüğümüzde gerçekten doğruluk payı  bize göre kanıtlanmış niteliktedir. Ek iş ile işimizi sevmenin ne alakası olabilir diye düşünebilirsiniz. Alakası olduğu için bu satırları yazdığımızı hemen hatırlatmak isteriz. Şimdi bir hafta sonu tatiline gidelim.

Ailenizle, arkadaşlarınızla ya da akrabalarınızla beraber piknik yapma kararı aldınız. Hatta piknik alanı sahilde bir yerde denize nazır bir konumda. Öncelikle sabahtan tüm hazırlıklar yapılır. Mangal hazırlanır. Etler pişirilir, salatalar doğranır ve yemeğe başlanır. Akabinde biraz sohbet ve muhabbet derken sportif aktivitelere başlanır. Hatta hava o kadar güzeldir ki şöyle denize serilip kulaçlar atılır onlarca dakika. Sonra piknik sonrası ilave işler yapılır. Toplarlanma ve eve gitmek üzere hazırlanma. Unutulan bir şey vardır ve genelde hiç hesapta yoktur. Piknik yaparken ortalığı iyice dağıtmışızdır ve toparlamak gerekir. Çöpler toplanır vb. Harcanan enerji bellidir aslında ve gün sonu yorgunluğu ortaya çıktığında söylenen cümleler genel olarak “Harika bir gündü.” ,  İyi ki piknik yaptık.”,  ” Hafta da bir gün bunu yapmamız gerek “ gibi pozitif düşüncelerle sonuçlanır. Ertesi gün ise hafta başı kabusu olarak anılır. Çünkü iş başlar. Peki, işinizi ya da ek işinizi nasıl sevebilir ve nasıl pazartesi sendromundan kurtulabilirsiniz?

Öncelikle mevcut işinizi hafta sonu gerçekleşen etkinlikte olduğu gibi mangal olarak sembolleştirebilirsiniz. Yaptığınız iş her ne ise sonunda mangalın keyfini yaşayacağınızı düşünmeniz gerekir. Mangalın hazırlanması öğle saatlerini bulduğuna göre bu durumu öğle yemeğiniz ile eşleştirebilirsiniz. Denizde ki kulaçlarınıza gelince. Onu da ağır ve yorucu olduğunu düşündüğünüz işleriniz için örnek alabilirsiniz. İkisinde de ciddi bir enerji harcarsınız ve sonunda yorgunluğun keyfini tadabilirsiniz. Sonuç olarak kulaç atmaya başladıktan sonra kıyıya dönüş yani başlangıç noktasına varış söz konusudur. İşinizde de başlangıç noktası görevinizi ifa ettiğinizde gerçekleşmektedir. Peki ya ek iş? İşte onuda sorumluluk ve bilinçle beraber mangal keyfinden sonra toparladığınız atıklarla eşleştirebilirsiniz. Ekstra bir durum olsa da bunun geri dönüşümü ve doğanın size bıraktıklarını koruma eylemi olduğunu unutmayın. Yani dünya ekonomisine ve ekolojisine katkıda bulunursunuz. Yani kendi ekonominize de dolaylı yoldan bir katkı sağlarsınız. İşte ek iş de bu sağladığınız katkının diğer bir adı olarak adlandırılmalıdır.

Sonuca geldiğimizde ek iş eylemlerinin bir yük olmadığını düşünmenin ne kadar gerçek olduğunu vurgulamak istiyoruz ki, normal mesai saatlerimizin de yük olmadığına kanaat getirmek mümkün. Ek iş arayışlarınızı gerçekleştirirken bunu kendimize bir ödül olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Amacımız ek iş üzerinden ek gelir sağlamak olduğuna göre zaten bunun bir ödül olduğunu kabul etmemiz gerekir. Çünkü bu bir fırsattır ve fırsatlar aslında bir ödüldür.